Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa         Sitene Ekle         Arşiv          Rss Listesi
 

ÇERNOBİLE YENİDEN BAKIŞ VE JAPONYA NÜKLEER FELAKETİ / HAYRETTİN KILIÇ - Yeryüzü Derneği
   
 ÇERNOBİLE YENİDEN BAKIŞ VE JAPONYA NÜKLEER FELAKETİ / HAYRETTİN KILIÇ

ÇERNOBİLE YENİDEN BAKIŞ VE JAPONYA NÜKLEER FELAKETİ / HAYRETTİN KILIÇ
 Yazı Boyutu

 Tarih : 30.04.2012 - 16:42:45 


Bu facia, siyasilere teknik konularda onerilerde bulunan bilim insanlarının ve diger uzmanlarin omuzlarina dusen buyuk sorumlulugu gosteriyor... Insanlik, 26 Nisan 1986 gunu safligini yitirdi. Cernobil sonrasinda yeni bir doneme girdik ve hala bunun tum sonuclarini anlamak zorundayiz


"Çernobil'e Yeniden Bakış ve Japonya Nukleer Felaketi"

26 Nisan 2012, Ukrayna’daki Cernobil nukleer kazasinin 26 inci yildonumu. Ne yazikki hala, Japonya Fukisimada meydana gelen nukleer santaral kazasinda 3 reaktor ve sogutma havuzlarindaki atik yakitdan yayilan radyasyon kuzey yarim kureye yayilmaya devam ediyor. Fukisima’daki erimeye devam eden reaktorlere kamazaki iscilerinin bile yaklasmadigi sirada, Cernobil’de patlama sonucu eriyen reaktor korunun ve diger aksamlarinin sokulup cevreden izole edilebilmesi icin gereken 1.5 milyar ABD dolar henuz temin edilemedigi icin su ana kadar ustu gecici olarak beton bloklarla kapatilan rektorun cevreye radyasyon yayinlamasini onlemek icin 26 yildan beri hala 3.500 isci calisiyor.
Cernobil ve Fukisima’da meydana gelen nukleer santral kazasi, nukleer enerji santralarinin guvenlik ve cevresel yonlerine iliskin konulari, ve ozellikle de radyoaktif radyasyonun sinir tanimadigini bir daha kanitlamis oluyor. Fukisima kazasinin onumuzdeki yillarda meydana getirecegi sosyo-ekonomik ve cevresel sorunlarini global bir perspektife koymak, Cernobil kazasinin kuresel etkilerini yeniden incelemek, ve son yirmi bes sende nukleer endustrisinin ve Uluslararasi Atom Enerji Ajansinin  (UAEA) gercekleri nasil saptirdigini kanitlamak icin,  Cernobilin 26 yildonumu uygun bir zaman ve zemin olusturuyor.
Cernobil kazasindan sonra yillarca nukleer kartelin edite ettirdigi (duzelttigi) bilgileri sunan-bildiren Uluslararasi Atom Enerjisi Ajansi (UAEA) nihayet 2003 yilinda Cernobil nukleer santralinin sebep oldugu ekonomik, ekolojik ve saglik sorunlarini incelemek icin sozde bagimsiz bir proje baslatti. Dunya Saglik Orgutu (WHO), Dunya Bankasi, Birlesmis Milletler Kalkinma Programi (UNDP) ve Rusya, Ukranya, Belarus’tan secilen resmi gorevlilerin olusturdugu  “Cernobil Forumu”  adi altinda hazirlanan en son 2005 raporunda, tahmini 4 bin olum,  milyarlarca dolarlik ekonomik zarar, milyonlarca donum yasanabilir alanda radyoaktif bulasma ve evlerinden tamamen uzaklastirilmis milyonlarca insandan soz ediliyor.
Oysa ki bircok bagimsiz kurulus ve arastirmaciya gore, “Cernobil Forumu”nun bulgularinin nukleer endusturinin baskisi ile, yani bagimsiz olamadigi-biased (on yargili, taraf tutan) ve tartismali bulundu. Ayrica, 2005 Cernobil Forum Raporun 15 yili askin bir surede toplanan bagimsiz bilimsel verileri UAEA nin baskilari ile goz ardi ettigi ve elde edilen sonuclarin bagimsiz arastirmalarla da ters dustugu one suruluyor. Ustelik, sozde UAEA  tarafindan yazilan fakat nukleer kartel tarafindan edite edilen ve global medyada yayinlanan ozet rapor,  “Cernobil Forumu”nun ana bulgularinin yani sira, Birlesmis Milletler  Atomik Radyasyonun Bilimsel Etkileri Komitesi'ne (UNSCEAR) ait 1993 tarihli bir calismadaki bulgulari icermiyor ve de  bu ozet rapor, Forumun kendi uc ana raporlari ile celisiyor.
Fukisima kazasindan sonra UAEA, ilk uc haftada kazanin kuresel boyutlari hakkinda yine nukleer endustrinin baskilari sonucu bir aciklama yapmamistir. Daha sonra kazanin derecesini once 4 sonra 5 aciklamasi, nihayet son haftalardaki bagimsiz doz olcumlerinin butun dunyaca kabul edilmesinden sonra bu kazayi Cernobil ile ayni seviyede kabul etmek mecburiyetinde kalmistir. Ayrica, yillardir UAEA nin yan bir kurulus olarak calistirilan WHO hala Japonyadaki kazanin kuresel saglik bouytlari hakkinda bir calisma baslatmamistir.
1959 yili Mayis 28 inde, WHO orgutunun genel kurulunda yapilan bir oylama ile WHO kurulusunun nukleer guc ve saglik alaninda yapacagi veya yayinlayacagi butun bulgu ve bilgilerin UAEA  tarafindan incelenip onaylanmasina karara verildi. Bu anlasmaya gore; UAEA ve WHO kuruluslari “ shall consult the other with a view to adjust the matter by mutual agreement”- “ keep each other fully informed conserning all projected activities and all programs of work which might be related to both parties”. Kisaca ozetlenirse son altmis yildir bu anlasma sayesinde, Dunyadaki nukleer santrallarin promosyonu ve nukleer meteryallarin gozetimi ve denetimi icin kurulan UAEA,  nukleer cevrimin her asamasinda meydana gelebilecek kazalarin ve cevre sorunlarini iceren  WHO raporlarina ilk veto hakkina sahip olan tek kurulus oluyor.
Yillardir kamu oyundan sakli tutulan bu anlasma sayesinde UAEA dunyadaki en buyuk nukleeer kazalari olan Uc Mil Adasi, Cernobil ile ilgi yapilan uluslar arasi 1995 Genova konferansi ve 2001 Kiev konferansinda  sunulan bagimsiz bilgi ve bulgulari hala WHO tarafindan yayinlanmasini onledi.  Cernobil Forumun bu son 2005 raporunun yillardan beri suren bir “aklama girisimi” ve UAEA’nin nukleer endustriye cikar saglayan planli bir yanlis yonlendirme cabasi oldugunu  ileri suren WHO nezdindeki bazi gruplar son yillarda bu anlasmanin iptali ve WHO nun UAEA dan tamamen bagimsiz bir kurulus olmasi icin calismalar yurutuyorlar.
Sovyet nukleer bilimcileri, 26 Nisan 1986’dan once, Cernobil nukleer enerji santralinda facia boyutunda bir kaza olmasinin olanaksiz oldugunu aciklamisti. Yalniz, Isvec’te, Sovyetler Birligindeki buyuk bir nukleer kazaya iliskin soylentiler cikmasi ve 29 Nisan 1986 tarihinde, Sovyet hukumetinin inkar cabalarina karsin, ABD’ye ait bir gozetleme uydusunun, Cernobil’in dort numarali reaktorunun kizil alevler icinde yandigini onaylamasi ile kacinilmaz gercek ortaya cikti.
Dunyanin “olanaksiz” denilen bu en kotu nukleer reaktor kazasi, biribirini tetikleyen insan-teknoloji hatalari neticesi, reaktorun gucunun normal operasyon gucunun 10 katina cikmasi neticesi 3 saniyede  gerceklesti. Gok gurultusu benzeri bir patlamayla, 2000 ton agirligindaki masif celik kapak reaktorun uzerinden firladi ve havada 2 bin metreye kadar yukselen buyuk miktarlarda radyoaktif enkazin cevreye yayilmasina yol acti. Buyuk bolumu grafitten olusan180  metrik ton reaktor koru ve yaklasIk 18 milyon kurilik radyoaktif serpintinin yolu uzerindeki 20’yi askin ulkeyi etkileyerek iki hafta boyunca yanmayi surdurdu.
Ortaya cikan olculmesi olanaksiz radyoaktivitenin toplam miktari asla bilinemeyecekse de, 1989’da Sovyetler Birliginde Cernobil kazasi ile ilgili ilk parlamento sorusturmasini baslatan, eski SSCB’nin bir Yuksek Sovyet uyesi ve Ukrayna’nin ABD Buyukelcisi de olan Dr. Yuri M. Shcherbak, resmi Sovyet rakami olan 90 milyon kurinin minimum rakam oldugunu soyluyor. Avrupa ve Asya’nin buyuk bir bolumunu etkileyen toplam radyoaktivite miktari, Batili bilim adamlari tarafindan birkac kat daha fazla hesaplanmis olsa da, tutucu Sovyet rakamlari bile, Ikinci Dunya Savasi’nda Hirosima ve Nagazaki’ye atilan atom bombalarindan kaynaklanan radyasyonun yuzlerce kat fazlasina denk dusuyordu.
 

Ilk yirmi yedi yilda ortaya cikan sonuclar
Cernobil kazasindan kaynaklanan hastaliklarin artan sIkligi konusundaki tartisma 10 yillarca surecege benziyor. Bugune dek, Cernobil radyasyonu nedeniyle kac kisinin oldugu ya da hastaliklarla yasamak zorunda kaldigi acikca bilinemiyor. Bunun nedeni, Sovyetler Birligi doneminde yorede yasayan cocuklarin sistemli olarak bir yerden baska bir yere gonderilerek yeniden yerlestirilmesi ve kurbanlarin tibbi kayitlarinin yok edilmesidir. Sadece Ukranya’da 2.300 irili ufakli yerlesim alaninda yasayan 2.6 milyon insan bosaltilarak devamli baska sehirlere yerlestirlidi
Buna karsin, 1992 Rio Zirvesi’nde konusan Dr. Shcherbak’a “32 bin olum oldugu soylenebilir” demisti. Bunlarin cogunlugunu, ilk yangina mudahale eden, patlayan reaktor korunun cevreye yayilan parcalarini temizleyip, yakindaki sahalara gomen 800 bin isci ya da  “temizlikci”ler olusturuyor. Rusya Sivil Savunma Bakanligi’na gore, temizlikcilerin yuzde 38’i hastadir. Ukrayna Saglik Bakanligi’nin gerceklestirdigi 1995 yilindaki basin aciklamasina gore, “Bakanliklar arasi Uzman konseylerine gore, Cernobil kazasinin etkilerine bagli olarak yalniz 1993’te olen temizlikcilerin sayisi 805, 1994’te ise 532dir.”
Nukleer reaktor kazasindan sonra, Ukrayna, Rusya ve Beyaz Rusya’da, 260 bin kilometrekare toprak hala radyoaktif sezyum -137 ve stronsiyum - 90 ile kirlenmis durumdadir. Bu kirlilik bazi bolgelerde kilometrekare basina 1 kuri’yi asiyor ve neredeyse 9 milyon insani etkiliyor. Stronsiyum-90 kimyasal olarak kalsiyuma benzer, bu nedenle de gelismekte olan bebeklerde, cocuklarda ve ergenlerde kemiklere yerlesir. Bir kez kemige yerlesti mi de bagisIklik sistemi hucrelerinin yaratildigi kemik iligini isinlar. Cernobil kazasinin hemen ardindan Ukrayna ve Beyaz Rusya’da radyasyondan en fazla etkilenen 4’er bin kilometrekarelik alanda  60 yerlesim yerinde yasayanlar farkli yerlere yerlestirilmisti. Buna karsin kazadan 1 yil sonra geri donen Ukrayna’da cogu yaslilardan olusan bin 500 aile, bugun hala yasadisi olarak “bosaltilmis alan”a yasiyor. Ukrayna hukumeti bu aileleri yeniden bosaltilmis alanin disina cikartmak ve yeni yerlesim yerleri kurmak icin uluslararasi maddi destek arayisinda.
Kazanin ilk gunlerinde, 13 bin cocuk tiroid kanserine yol acan kisa omurlu bir radyoaktif izotop olan iyot - 131 iceren gazlari solumustu. Bunlarin 4 bin kadari, nukleer endustri calisanlarina butun yil icin tavsiye edilen radyasyon dozlarindan 20 kat fazlasina, yani 2 bin rontgen esdegerine maruz kaldi.. Su ana kadar, resmen Cernobil faciasinin kurbanlari olarak taninan, 356 bini temizlikci, 870 bini cocuk olmak uzere, 3 milyondan fazla insanin yararlanmasi icin Ukrayna hukumeti, butcesinin yuzde 5’inden fazlasini harciyor. Ayrica, zamaninda Sovyetler Birligi’nin  “tahil ambari” olarak adlandirilan ulkede, hala radyolojik denetimden gecirilerek piyasaya suruluyor. Ardarda ekonomik krizler yasayan Ukrayna hukumetinin tek basina bu isin altindan kalkmasi olasi gorulmuyor.
Halen yaklasIk 20 milyon kuri’lik radyoaktivite duzeyine sahip olan 10 binlerce ton nukleer yakit ve reaktor parcasi, alelacele 30 kilometrelik bolgedeki 800 degisIk sahada gomulu duruyor. Bu radyasyonla tehlikeli boyutta kirlenmis bolgeyi temizlemek, en az 30 yil ve milyarlarca dolara mal olacak. Buna ek olarak, 4. unitenin uzerine yapilmis olan ve erimis reaktor koru ya da adeta “bu dunyaya ait olmayan” radyoaktif lavdan olusan 200 ton nukleer yakiti barindiran mevcut lahit, patlamaya hazir bir bomba gibi duruyor. Alti ayda buyuk bir aceleyle yapilan ve 300 milyon dolara mal olan bu lahdin 20 yil dayanmasi planlanmisti. Buna karsin, lahdin batisindaki duvarlar bel vermis durumda, kursun kapli catisi delik, desIk olup,  yagmuru ve erimis kar sularini iceriye sizdiriyor.
Uzmanlara gore lahit, yeni bir Cernobil felaketine yol acarak her an kucuk bir depremde bile cokebilir. Daha fazla yikimi onlemek icin, mevcut lahdin cevresine bir “super-lahit” yapilmasi konusunda Bati ulkelerle yapilan uzun gorusmeler, araliklarla kesildi. Cunku, fon gorusmelerini yuruten Fransa onderligindeki AB ulkeleri, daha once aldigi fonlarla lahdi onarmayan Ukrayna hukumetine yeniden fon saglamak yerine, kendi sirketleriyle calisma zorunlulugu getirdi. Eger her sey yolunda giderse, yeni lahdin yapimi, 2012’da bitirilmesi ve 1.2 milyar dolara mal olmasi bekleniyor.
Kaza nedeniyle Avrupa’da bircok ulke, bugune kadar ekonomik kayiplar yasadi. Beyaz Rusya hukumetince kazadan sonra yapilan tahmine gore, 1986 - 2005 yillarindaki toplam ekonomik yikimin bedeli, 235 milyar dolar oldu. Bu ise Sovyetler Birligi’nin dagilmasindan sonra Beyaz Rusya’nin 1991 yili butcesinin 21 katina esitti. 1994’de kadar Beyaz Rusya hukumeti butcesinin yuzde13,46’sini Cernobil kazasinin etkilerini en aza indirmek icin harcamisti.
Sovyetler Birligi’ndeki toplam yikimin boyutu, o sirada Sovyetler Birligi Enerji Muhendisligi Arastirma Gelistirme Enstitusu bas ekonomisti olan Yuri Koryakin tarafindan hesaplanmisti. Koryakin’in analizi, Sovyetler Birligi’ndeki 1986 - 2000 yillarindaki toplam kaybini 283-358 milyar dolar olarak belirlemisti. Kazadan sonra, Avrupa’daki bazi hukumetlerin urunlerini ve hayvanlarini imha etmek zorunda kalan ciftcilere odedikleri toplam tazminat miktari, Ingiltere’de 18 milyon dolar,  Almanya’da 307 milyon dolar, Avusturya’da ise 94 milyon dolardi.
Hala, Ingiltere’de, Cernobil’den 2 bin 500 km uzakta, toplam 382 ciflikte yaklasIk 226.500 koyun icin 80.000 hektar cayirlik alanda kazadan beri sinirlayici duzenlemeler vardir. Baslangicta 1986’da 1,7 milyon hektarlik arazideki 3,3 milyondan fazla koyun kisitlama altina alindi (UK Food Standards Agency, 20 Subat 2004). Koyunlar kirlenmis meralarda yetistirilip, karmasIk alan yonetim planina gore “temiz” meralara nakledilerek etlerindeki sezyum orani (kilo basina radyoaktivite) belirlenen yasal sinirin altina dusene kadar (aslinda kilo alarak koyunlarin olgunlasmasi gibi) birkac ay buralarda otlatilmaktadir.
Guney Almanya’da kirliligin en yogun oldugu alanlarda, toprak kirliligi, sezyum-137 olculmus ve metrekarede 70 bin bekerel uzerinde bulunmustur. (htpp//www.chernobyl.info/en/Facts/Health/ConsequenceOtherCountries/# Sources).  Hala Alman avcilarina kirlenmis av etinden dolayi tazminat odeniyor. Bazi mantar cesitleri ve cilekler belirlenen limitlerin cok uzerinde kirlidir. Kazadan sonra Italya ve Almanya’da radyoaktivite seviyesinin-sinirlarin asildigi yerlerdeki ciftciler ekili alanlari yeniden ekip bicmezken, Ne yazikki, Fransiz hukumeti bu gibi tarim alanlarinda onlem almaya gerek olmadigini dusunmektedir. Ornegin; KorsIka’dan gelen sutlerde iyot-131 kirlilik duzeyi litrede 10 bin bekerelin uzerinde, AB yasal sinirlarindan 20 kez daha yuksek olculmesine karsin ozellikle de cocuklari korumak adina Fransizlardan hicbir resmi aciklama yapilmamistir (Corrinne Castanier “Contamination des sols Francais par le retombes de l’accident de Tchernobyl” analizi, CRIIRAD, 24 Nisan 2003).
Nukleer santralar ve Insan sagligi
Elektrik ureten nukleer santrallar, normal calismalari sirasinda ve irili ufakli kazalarda sistemli bir bicimde atmosfere, deniz, gol ve nehir yataklarina nukleer silah denemelerinden daha cok radyoaktif atik birakiyor. Beta, gama ve alfa gibi iyonize edici radyoaktif isin yayan bu izotoplarin en onemlileri sunlardir: Ortalama yarilanma omurleri 30 yil civarinda olan, kripton–85 (Kr–85), sezyum–137 (Cs–137), plutonyum-241 (Pu–141) ve yarilanma omurleri yuzbinlerce yil olan karbon–14 (C–14), teknesyum–99 (Tc–99),  iyot–129 (I–129), sezyum–135 (Cs–135), plutonyum–239 (Pu–239) gibi izotoplar.
Bunlara ek olarak ornegin, normal olarak calisan bir nukleer santralda, 1000 megavatlik kurulu gucundeki bir reaktorun 1 yillik calismasindan sonra cikarilan atik yakit cubuklarinin her 1 tonunda yaklasIk 2 milyon kurilik, nukleer santaralin normal calismasi sirasinda yeni yaratilmis radyoaktif izotoplar bulunuyor. Bu atik yakit cubuklari reaktor cevresindeki havuzlarda saklanacak bile olsa, en az 100 yil sonra bunlarin radyoaktivite duzeyi 30 bin kuriye duser ki, bu oranda radyasyon hala canlilar icin cok tehlikelidir. Eger bu 1 ton atik yakit cubugu yeniden isleme tesislerinde nitrikasit icerisinde cozulerek Pu-239 ayristirilirsa, bu 2 milyon kurilik sivilasmis atigin hacmi en az 200 kat artarak cevreden yalitilmasi daha da zorlasir.
Nukleer santrallerin tehlikesi konusunda bu tesislerin sadece kaza yasandigi zaman tehlikeli olduguna dair bir yanilgi mevcuttur. Bu tesisler, isletim sureleri boyunca hicbir kaza yasanmasa dahi, dogaya ve insanlara son derce ciddi zararlar veren iyot kripton, sezyum, stronyum gibi radyoakitf izotoplar yayaralar. Bu izotoplarin hepsinin izotop yogunlugu yani ornegin bir saniyede yayinladiklari partikul sayisi farklidir ve ayrica hepsinin yari omru, yani yayinladiklari radyasyon sureleride farklidir. Ornegin; 137Cs (CESIUM) saniyede 2.700.000 defa bozunarak radyasyon yayinlar ve saniyede 700 defa bozunan 238Pu (PLUTONIUM) den cok daha cabuk dogada yok olabilmesine ragmen, toksIk yani zehirleyici etkisi oldukca yogundur. 90Sr   (STRONTIUM) ve  137Cs (CESIUM) un kimyasal yapisi Kalsiyum’un kimyasal yapisina benzedigi icin buna maruz kalan insanin kemik iligine dogrudan yerlesmekte ve basta losemi olmak uzere pek cok kansere sebeb olmaktadir.
Guvenli sayilabilecek kadar dusuk bir radyasyon duzeyi yoktur. Kanser genelde insani rastlantisal bir bicimde ve uyari yapmaksizin vuran bir hastalik olarak algilanir. Bu yanlis anlayis, kanserin nedenleri uzerine yapilmis binlerce arastirmanin sonuclarini goz ardi ediyor. Bu arastirmalardan elde edilen sonuclar, insanlarda gorulen kanserlerin cogunun kimyasallar, virusler, kalitim ve radyasyon nedeniyle oldugunu gosterdi. Radyasyon nedeniyle kanser olusumu, canli hucrelerdeki temel etkinlik bicimi acisindan, kimyasal madde kaynakli olanlara benzer. Kanser yapici bircok kimyasal gibi, radyasyonun da mutasyon yapici etkisi olup, bu nedenle DNA’da tahribata yol acarak kotu huylu olusumlari baslattigi biliniyor.
Kanser olusumunu baslatabilen doza maruz kalinmasiyla, kotu huylu bir olusumun ortaya cikmasi arasinda genellikle birden fazla yil gecer. Radyasyon tahribatina ugrayan hucrelerin, hizla bolunerek ur olusumunu tetikledigi ve eger fark edilmezse kansere yol actigi dusunuluyor. Bomba serpintilerinden, reaktor kazalarindan, rutin olarak nukleer enerji santrallarindan kaynaklanan dusuk duzeyde radyasyon ve izotoplarin, insan ile diger canlilara onceleri dusunuldugunden cok daha fazla zarar vermis olabilecegini gosteren bircok inceleme yapildi.
Kanadali radyasyon biyologu Dr. Abram Petkau, maruz kalma suresi ne kadar uzun olursa, bagisIklik sisteminin kan hucrelerinin, yikima ugratilmasina yetecek dozun o kadar dusuk oldugunu deneysel olarak kanitladi. Petkau, bagisIklik sisteminin makro molekullerinin surekli dusuk duzeyde iyonize edici radyasyona maruz kalmasi durumunda, serbest radikallerin yaratildigi sonucuna vardi. Bir serbest radikal, canli hucrelerin diger molekullerine saldiran ve hedefinden bir elektronu kopartarak kendisini yansiz hale getirmeye calisan, guclu enerjili bir parcacik olarak bilinir.
Son arastirmalar, vucudumuzda milyonlarca yillik evrimlesme sonucunda uretilen serbest radikallerin yararli gorevleri oldugunu ortaya koydu. Yalniz, hucrelerimizin radyasyona maruz kalmasi sonucunda ortaya cikan serbest radikaller (tipki tiroid bezimizdeki dogal iyot dengesini bozan radyoaktif iyot – 131’in kansere yol acmasi gibi) mevcut dengeyi bozuyor. Serbest radikallerde olusan bu dengesizlik, yasamin temel yapi taslarini olusturan DNA molekulleri de dahil, yasam icin gerekli molekullerin kimyasal bilesimlerine zarar verir.
Gozle gorulebilen isigin otesindeki ultraviyole, X-isinlari ve gama isinlari gibi, neredeyse her tur radyoaktif bozunumda uretilen herhangi bir iyonize edici elektromanyetik radyasyona maruz kaldiginda, DNA zincirinin molekuler yapisinin tahrip oldugu bircok yildir biliniyor. Gercekten de cok dusuk duzeyde bir radyasyon, DNA molekullerinin (A-adenin, T- timin, G-guanin, ve S-sitozin) icine nufuz ederken, bu radyasyonun enerjisi, DNA’yi cogu zaman saglam birakir, genelde A, G, S’nin azotlu yapisinca emilir ve isiya donusturulur. Ama, eger enerji, DNA zincirindeki bir T’ye komsu olan bir diger T tarafindan emilirse bu oldukca zararlidir. Bu durumda, emilen enerji isiya donusme olanagi bulamadan, iki komsu T, kimyasal bir reaksiyona girerek T - Fotodimer adi verilen yeni bir kimyasal bilesIk olusturur. DNA’da tahribat olmustur. Bu ise iki T’nin yerinde, DNA uzerinde calisan enzimlerin gelisimini durduran yepyeni bir kimyasal bilesIk ortaya cikmis oldugu anlamina gelir.
Yalnizca A,T,G ve S harflerini tanimak uzere milyonlarca yil suren bir evrimsel egitimden gecen enzimler, bu gizemli yabanciyi engelleyerek, DNA'nin bilgilerini kopyalayamayacak, RNA-proteinleri sentezleyemeyecek, boylece hucredeki tum yasam duracak ve hucre olecektir.
Bilimsel Bulgular
Bu yasamsal bulgularin isiginda, Pittsburgh Universitesi Tip Fakultesi’nde Radyoloji (Emeritus) Profesoru Dr. Ernest J. Sternglass ile unlu istatistikci ve eski ABD Cevresel Koruma Ajansi (Environmental Protection Agency - EPA) uyesi Dr. Jay Gould tarafindan yurutulen asagidaki calismalardan soz etmeye deger. 30 yildir isletilen ve dunyanin en radyoaktif yerlerinden biri olan Savannah River Nukleer Tesisi, Guney Karolayna eyaletinde bulunuyor. Bu tesiste, ABD hukumetinin envanterinin yarisindan fazlasini olusturan, neredeyse bir milyar kuri’lik yuksek duzeyde nukleer atik depolaniyor.
Dr. Sternglass ve Gould’un eyaletin tibbi kayitlarina iliskin analizine gore, 1968 - 83 yillarindaki 15 yillik bir donemde, Guney Karolayna’da cocuk hastaliklarindan olum oranlari yuzde 13 artti; dogumsal anomalilerden kaynakli cocuk olum oranlari ise ABD ortalamasindan yuzde 25 daha hizli artarak, daha da sasirtici bir bicimde yukseldi. Bu donemde, Guney Karolayna’da akciger kanserlerinde de uc kat artis yasanmis, kucuk cocuklarin kemiklerindeki Stronsiyum-90 okumalari ise yuzde 45 yukselmisti.
28 Mart 1979 tarihli Three Miles Island (TMI) kazasinin ardindan, enerji santrali yakinlarinda yasayanlar, TMI’nin sahibi ve isletmecisi olan Metropolitan Edison Company adli sirkete karsi yaklasIk 2 bin 500 dava acti. Davacilar, dogumsal anomali, ani dusuk, kisirlik, kanser ve losemi gibi radyasyon kaynakli hastaliklara yakalandigini one surdu. Gercekten de 1979 - 1980 yillarina ait Pennsylvania eyaleti resmi yasam istatistiklerine gore, Dauphin County’deki bebek olum oranlari onceki iki yilin oranlarindan yuzde 37 daha yuksekti. Ironik olarak, ayni donemde ABD’deki bebek olum oranlari yuzde 8 dusmustu. Aslinda, Dr. Gould'un analizi, ayni zamanda, TMI Santrali’ni cevreleyen on yerlesim birimindeki dogumsal anomalilere bagli bebek olumlerinin, ABD’dekinden yuzde 20 daha hizli arttigini da gosterdi.
Isvicreli saglik yetkilileri II. Dunya Savasi’ndan sonraki donemi kapsayan bir dizi yillik olum verisi yayinlamisti. Isvicre’de 1968 yilindan bu yana yapilmis olan bes nukleer reaktorun tumunun, cevreye onemli miktarlarda radyoaktif izotop yaymis oldugu ve Isvicre’nin alti milyonluk nufusunun buyuk bir bolumunun yasadigi Isvicre platosunda bulundugu gerceginin alti cizilmelidir. Isvicre verilerinin Dr. Sternglass ve Gould tarafindan yapilan istatistiksel analizi, asagidaki gercekleri ortaya cikardi: Isvicre’de losemiden ve epitel olmayan kanserlerden olum orani, 1945 yilinda bin kiside 0,16 iken, 1983 yilinda 0,32’ye cikti. 1980 - 1983 yillarinda meme kanserinde de yilda yuzde 5,5’lik keskin bir artis vardi. 25 - 44 yaslarindakilerde enfeksiyon hastaliklarina bagli toplam olumlerin yuzdesi, 1983 yilinda 0,66’dan 1989’da 1,14’e yukseldi ve bu yuzde 72’lik bir artis demekti.
Oregon eyaletinin ayrintili yasam istatistiklerinin, Oregon Eyaleti Insan Kaynaklari Bakanligi tarafindan yayinlanan bir analizi, Trojan Nukleer Enerji Santrali’nin 1975’ten beri isletilmekte oldugu Portland’da losemiye bagli olumlerin 1980 - 1988 yillarinda yuzde 70 arttigini gosterdi. Bu donemde, Oregon’daki losemiden olum oranlari yuzde 32 artmasina karsin tum ABD’de yuzde 2,7 azalmisti. Trojan Santrali’ndan cevreye yayilan radyoaktif maddelerle yasanan saglik sorunlari arasindaki baglanti, Massachusetts Eyaleti Saglik Bakanligi tarafindan rapor edildigi bicimiyle, Pilgrim Nukleer Santrali cevresinde gorulen losemi sIkligindaki benzer bir artisla daha da guclendi. Her iki santraldan da 1976 yilindan beri havaya ve suya benzer miktarlarda radyoaktif iyot ile kemiklere yonelen fisyon urunlerinin yayilimi olmustu. Her iki durumda da losemi oranlarinin, enerji santrallarindan uzaklastikca dustugu saptanmisti.
New York’taki Radyasyon ve Halk Sagligi Kurumunun ABD’deki nukleer santralar cevresinde yasayan cocuklardaki losemi vakalari arstrimalarini yuruten Dr. Mangona ve Sherman bulgulari, ( Childhood Leukaemia Near Nuclear Installations; European Journal of Cancer Care, 2008, 17, 416-418 ) dergisine yayinlandi. Bu bilimsel arastirmada 1957-1981 yillarinda faaliyete gecen 67 degisIk bolgedeki 51 nukleer santral uc kategoriye ayrilarak, yani 1957-1970 ve 1971-1981 faaliyete gecen ve halen isletmede olanlar ile kapanan santralarin cevresinde yasayan 25 milyon nufus icerisindeki cocuklarin kanser istatistikleri incelenmistir. Arastirmada ayrica, 0-9 yaslari ile 10-19 yaslarindaki cocuklarin losemi oranlari da karsilastirilmistir.
Bu bilimsel raporda, 1957-1981 yillarda faaliyete gecen ve halen calisan nukleer santrallar cevresinde yasayan 0-9 yas gurubundaki cocuklardaki losemi artisi yuzde 7,3 artmistir. 10-19 yas grubundaki cocuklardaki losemi artisi ise yuzde 14,1 olarak saptanmistir. Tum cocuklardaki losemi artisi ise yuzde 9,9’dur. Arastirmada 1957-1970 yillarinda kurulan ve halen calisan eski tip nukleer santralarin cevresinde yasayan 0-9 yas grubundaki losemi artisi yuzde 11,9, 10-19 yas grubundaki cocuklardaki losemi artisi ise 18,5 olarak saptanmistir. Bu santrallarin cevresinde yasayan tum cocuklardaki losemi artisi ise yuzde 13,9 olarak belirlenmistir.
Bilimsel makalede ayrica  Akkuyu’da kurulacak nukleer santrala denk kurulu gucte olan  ve 1967’de faaliyete gecen San Diego yakinlarindaki San Onofre Nukleer Santrali’nin cevresinde yasayan, 0-9 yas grubundaki cocuklardaki losemi artisi yuzde 20,8, 10-19 yas grubundaki cocuklardaki losemi artisi ise yuzde 41,1 olarak belirlenmistir. San Onofre’nin cevresinde yasayan tum cocuklardaki losemi artisi ise yuzde 29,9 olarak saptanmistir. Yine bu bilimsel calismada ayrica 1957-1981 yillarinda faaliyete gecmis ama halen kapali olan nukleer santrallar cevresinde yasayan cocuklardaki losemi vakalarinda dususler gorulmustur. Bu santralarin cevresinde yasayan 0-9 yas gurubundaki cocuklardaki losemi oranlarindaki dusus yuzde 5,2, 10-19 yas gurubundaki cocuklardaki losemi oranlarindaki dusus/azalma yuzde 6, tum cocuklardaki dusus ise yuzde 5,5 olarak saptanmistir.
Cernobil Formunun yayinaldigi 2005 raporunda gozardi edilen yuzlerce bagimsiz bilmsel raporlarin hepsini bu makalede yer vermemize imkan yok. Fakat
UNDP-UNICEF misyonu 2002 ozetlerinde (The Human Consequences of the Chernobyl Nuclear Accident- A Strategy for Recovery, Report commissioned by UNDP and UNICEF with the support of UN-OCHA and WHO, 25 Ocak 2002) soyle denilmektedir: “Cernobil kazasini takiben, patlamadan ciddi sekilde etkilenen bolgelerde dogum orani hizla dustu. Belarus’un Gomel bolgesinde, 1986-2000 yillarinda, dogum orani yuzde 44 oraninda azalirken olum orani yuzde 60’in uzerine cikti ve dogal nufus gelisimi + yuzde 8’den  - yuzde 5’e dustu”. “Etkilenmis bolgelerdeki halk sagligi ve esenligi cok kotu durumdadir... Ornegin, 10 yildir Belarus, Rusya ve Ukrayna’da erkekler icin omur beklentisi, dunyanin en yoksul 20 ulkesinden biri olan ve uzun zamandir sure giden bir savasin ortasindaki Sri Lanka’ninkinden bile daha azdir...”
Ukrayna hukumeti yaklasIk 2 bin kisinin “Cernobil felaketiyle baglantili hastaliklardan” etkilendigini kaydetmisken bu sayi 1 Ocak 2003 itibariyle, durum korkunc bir hizla daha kotuye gitmektedir ve hemen hemen 100 bine yukselmistir. Chernobyl disaster, Report of the Secratary-General, UN General Assembly, 29 Agustos 2003 (Report of the Government of Ukraine, Annex III of UNSG’
PsIkososyal sorunlar: Amerikan Uluslararasi Kalkinma Ajansi’nin (AID) Cernobil hasta cocuklari programinda (CCIP), yaklasIk yuzde 14 ya da muayene edilen 110 bin cocuktan 15 bininin “agir depresyon ve intihar egilimiyle” acil yardima ihtiyaci oldugu saptandi (UNGS, Optimizing the internotional effort study, mitigate and minimize the consequences of the Chernobyl disaster, Report of the Secratary General, UNGA, 29 Agustos 2003), gezici gezici psIkolog ekibinden acil konsultasyon talep edildi.
Tiroit Kanserinde Hizli Artis: Belarus hukumeti 1986-2001 yillarinda yalniz kendi ulkelerinde 8 bin 358 tiroit kanseri vakasinin yasandigini, bunlardan 716’sinin cocuklarda, 342’sinin ergenlik cagindakilerde ve 7 bin 300’unun yetiskinlerde oldugunu acikladi (Report of the Government of Belarus, Annex I of UNSG, Optimizing the international effort to study, mitigate and minimize the consequences of the Chernobyl disaster, Report of the Secratary-General, UN General Assembly, 29 Agustos 2003). Yeni calismalara gore, 1970-2001 yillarinda Belarus’da yaslara gore tiroit kanserindeki ortalama artis orani erkekler arasinda hemen hemen 9’a (yuzde 775 artis ), kadinlar arasinda da 20’ye katlanmistir (yuzde 1925 artis ) (Martin C. Mahoney, et al, Throyid cancer incidence trends in Belarus: examining the impact of Chernobyl, International Journal of Epidemiology, electronic summuray, 27 Mayis 2004).
Kalitimsal Etkiler: Yasami yok eden etkilerin otesinde, Cernobil’in etkisi gelecek nesillere de tasinmaktadir. Karl Sperling ve arkadaslari tarafindan 1987 ocak ayi basinda Bati Almanya’da yayimlanan raporda, Down sendromunda onemli bir artis oldugu rapor edilmektedir. 2 veya 3 olmasi beklenen vaka sayisi 12 olmustur. Anne yasi dagilimi gibi artisi aciklayabilecek faktorler haric tutuldugunda artisa neden olabilecek tek faktor Cernobil faciasi kalmaktadir (Sperling KS, Jpelz, RD Wegner et al. Significant increase in trisomy 21 in Berlin nine months after the Chernobyl reactor accident: temporal correlation or causal relation? Br. Med. J. 309: 157-161, 1994).
Nukleer santralar ve deniz yasami
Ingiliz Times Online Haber Ajansi’nin 4 Nisan 2008 tarihli bir haberinde Oxford Universitesi’nde Dr. Peter Anderson’in yuruttugu arastirmanin “Ingiltere’nin deniz kenarlarinda elektrik ureten nukleer reaktorlerin sogutma suyuna takilan yetiskin, yavru baliklarin ve lavranin olum oraninin, ticari balik sanayisince yakalanan/avlanan balik oranin yuzde 46’si kadar oldugu” sonucuna yer verilmistir.
2008 yili Eylul ayinda ABD Kaliforniya ayaleti tarafindan hazirlanan resmi raporda ( Diablo Canyon Nuclear Power Plant Independent Scientist Recommendation to the Regional Water Quality Board item 15 attachement 1. Sept. 2005 meeting). “ Diablo Canyon nukleer santralinin kuruldugu okyanus kiyisinda 74 kilometre uzunluk ve 3 lkilometre acikliktaki yaklasIk 225 kilometrekarelikm deniz alaninda yasayan balik turlerinin yuzde 10.8’ nun oldugu saptanmistir..Yine bu deniz kiyisinda120 kilometrelik kiyi seridinde yasayan kaya baliklarinin 1997 v3 1998 yiliariarasindaki olum oranin da yuzde 11.4 tur. Bir yilda bu santralin sogutma sugutma sisteminde sorkile edilerek haslanan/olen Lavra sayisi ise 1.481.383 olarak tesbit edilmistir”.
Bugun, TMI’dan 27, Cernobil’den 20, Baris icin Atom Programi’nin baslatilmasinin uzerinden de 50 yili askin bir sure gecmisken, nukleer enerji basarisiz bir teknoloji olmayi surduruyor. Buyuyen dev olumcul radyoaktif atik yiginlari sorunu icin bir cozum bulunmuyor. Nukleer enerji, hala elektrik uretmenin en pahali yolu. Reaktorlerin calismasi, dunyanin her yaninda kabul edilemez, ongorulemez guvenlik, halk sagligi ve silahlarin yayilmasi risklerini yaratiyor.
 Bunlar, yasamak zorunda kaldigimiz nukleer cagin bazi gercekleri. Dr. Scherbak, bir bashekim ve Cernobil kazasi tanigi olarak, Scientific American Dergisi’nin 1996 Nisan sayisinda yayimlanan makalesinde soyle demisti: ''Bu facia, siyasilere teknik konularda onerilerde bulunan bilim adamlarinin ve diger uzmanlarin omuzlarina dusen buyuk sorumlulugu gosteriyor... Insanlik, 26 Nisan 1986 gunu safligini yitirdi. Cernobil sonrasinda yeni bir doneme girdik ve hala bunun tum sonuclarini anlamak zorundayiz."
Hayrettin Kilic Ph.D.
The Green Think Tank of Turunch Foundation. N.J. USA



 Editör :  Akif Pamuk

 
1 2 3 4 5   Puan Yok  
 Kaynak :  Akif Pamuk

 Kategori  Galeri

774 Kişi Tarafından Okundu.

Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 

 
 Duyuru
 Projeler

 

 

 
Bugün için Haber Eklenmedi.
 
 Takvim

Mayıs 2013

Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Pzr
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 7
 Bugün : 37
 Dün : 195
 Toplam : 109613
 Ip No : 23.20.196.179
     

 
 Son Haberler
 
 Populer Haberler
 
 Doviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.8433 1.8466
  Euro 2.3891 2.3934
 
 Hava Durumu



 






Ekolojik Tarım | Eğitimler | Basında Derneğimiz | Sağlığımız | Etkinlikler | Ekoköy | Çok Kültürlülük | Kamplar | Küresel Isınma | Ortak Projeler | Yeryuzu Dernegi Yayınları | Basın Açıklamaları | Ekolojik Yemek Tarifleri | Enerji | Projeler | Galeri | Geri Dönüşüm | Hakkımızda | Yeryüzü Tüketici Birliği | Gizlilik Politikası


 

   © Copyright - 2009- Yeryüzü Derneği - Tüm Hakları Saklıdır.